bu barınaktan hayvan sahiplenmeyin ya. hayvanlar cok mutlu ormanın içinde evlerinde sobaları bile yanıyor. bursada hayvan sahiplenmek isteyenler nilüfer barınağından sahiplensin, oranın şartları burası gibi değil ve daha çok hayvan var tıkış tıkış....

bu barınaktan hayvan sahiplenmeyin ya. hayvanlar cok mutlu ormanın içinde evlerinde sobaları bile yanıyor. bursada hayvan sahiplenmek isteyenler nilüfer barınağından sahiplensin, oranın şartları burası gibi değil ve daha çok hayvan var tıkış tıkış. (Hamitler/Osmangazi Hayvan Barınağı'da)

IWANNADIEPLIX: Değişik Ekmek Alma Hastalığı

berkadam:

Değişik ekmek alma hastalığı; değişik ekmek alma hastalığı çok kötü bir şeydir. Değişik ekmek almak zararlıdır. Değişik ekmek almamalıyız. Değişik ekmek alanları uyarmalıyız.

Değişik ekmek nedir; beyaz ekmek olmayan ekmek değişik ekmektir.

Değişik ekmek alma hastalığına yakalanma riski olan…

dolabı açtım, kazağımın üzerinden sırıtıyor, ‘niye?’ dedim, 'niye sevdiğim kazakların hepsini yedin, söylemiştim sana 'bu bez parçası senin, bunu yiyebilirsin’ ama yok ona dokunmamışsın, arkadaşlarını da getirmişsin, ayıp değil mi?'
'ben öyle ruhsuz...

dolabı açtım, kazağımın üzerinden sırıtıyor, ‘niye?’ dedim, 'niye sevdiğim kazakların hepsini yedin, söylemiştim sana 'bu bez parçası senin, bunu yiyebilirsin’ ama yok ona dokunmamışsın, arkadaşlarını da getirmişsin, ayıp değil mi?' 
'ben öyle ruhsuz toz bezleri yemem’ dedi, benim de sevgiye ihtiyacım var.’
'böyle sevgi mi bulunur? hani buldun mu sevgiyi?’
rengine yakışır halde pis pis sırıttı;
'bir güveyi kim sevsin?, sen deli misin? ama ben seni seviyorum, o yüzden de kazaklarını yiyorum. bu küçücük halimle karşılıklı sevgiyi arayacak değilim’.
arkadaşlarını da o getirmemiş, onlar kendileri gelmişler, kıskanıyor galiba, kötü bahsetti onlardan. biraz da küstah; 'dolabını yenile’ dedi, 'demode oldu artık bunlar’.

flamingo ‘şimdi orada dur’ dedi,
-şimdi orada nasıl durayım? dedim, burdayım ben, hem geçti o şimdiler, bak geçiyor şimdi yine, pembe tüylerine bile söz geçiremiyorsun, bir rüzgar kıpırdatıyor, duruyor mu yerinde? durmuyor.

flamingo ‘şimdi orada dur’ dedi, 

-şimdi orada nasıl durayım? dedim, burdayım ben, hem geçti o şimdiler, bak geçiyor şimdi yine, pembe tüylerine bile söz geçiremiyorsun, bir rüzgar kıpırdatıyor, duruyor mu yerinde? durmuyor.

‘ben bir rakun muyum’ dedi kırmızı panda, 'bir panda mıyım yoksa’ daha çok rakun gibiyim ama ismim kırmızı panda, çıkamadı işin içinden tabi,
'neyse’ dedi 'vardır bir bildiğim herhalde.’

‘ben bir rakun muyum’ dedi kırmızı panda, 'bir panda mıyım yoksa’ daha çok rakun gibiyim ama ismim kırmızı panda, çıkamadı işin içinden tabi,

'neyse’ dedi 'vardır bir bildiğim herhalde.’

Bir iki karalama

Bir iki karalama

altınoluk sahiline, kaldığım sekiz gün boyunca belki yüz tane böyle taş bıraktım bulup da tebessüm edin diye -aslında sıkıntıdan tabi-

altınoluk sahiline, kaldığım sekiz gün boyunca belki yüz tane böyle taş bıraktım bulup da tebessüm edin diye -aslında sıkıntıdan tabi- 

yapımı zaman aşımına uğrayan süslü torsum.

yapımı zaman aşımına uğrayan süslü torsum.

bugün canım sıkıldığı için açtım bu bloğu,

belki yarın silerim.